Italo Calvino-Kozmikomik Öyküler

Posted on

O zamanlar hiçbir şey , zaman bile yoktu. Buna rağmen her şey bu yokluktan , hiçlikten sıfırdan başladı. Kesin mutlak boşluk. Ve enerjinin akıl almaz bir biçimde merkezde toplanışı. Bu enerjinin saniyeden kısa bir süre içinde maddeye dönüşmesi. Bu görülmemiş , olağanüstü bir yoğunluktu,evrenimizin tümü bir nokta içinde yoğunlaşmıştı. Isı milyarlarca dereceydi.Patlamanın etkisiyle madde dağılmaya başlangıç noktasından uzaklaşmaya başlamıştı. Bu evrenin hacminin büyümesiydi. Bu büyüme henüz tamamlanmış değil. Bazıları bu gemleşmenin sonunun gelmeyeceğini düşünüyor, bazıları ise bu genleşme gücünün azalarak evrenin büzüşüp ve kendini yok edeceğini Büyük Sıkışma (Big Crunch) ile yok olacağını düşünüyor.

Kozmikomik Öyküler dünyanın yaradılışının hikayesi. Kitabı okurken “Küçük Prens”i anımsadım Calvino hikayeleri sürrealist, felsefik, nükteli ve çok eğlendirici bir üslupla yazmış.kritiklerce 20. yüzyılın hayal gücü en zengin ve orijinal düşünceye sahip yazarı olarak nitelendiriliyor.Borges, Marquez, Fuentes, Calvino hepsi sanki 4X100 bayrak yarışında koşan atletler gibi bayrağı taşıyorlar.Bence hepsi” evreni edebiyatla” özetliyorlar.

Calvino insanoğlunun ve evrenin doğuşunu şiirsel bir fabl gibi anlatmış. Hayal ve gerçek olağanüstü bir şekilde harmanlanmış.her öykünün başında italiklerle verilen bilgiler güneş sisteminin nebuladan nasıl meydana geldiğini,dünyanın ve hücresel yaşamın nasıl oluştuğunu, uzayın atomdan daha ufak parçacıklardan(quark) dan Büyük Patlama ile nasıl gerçekleştiğini, atmosferin oluşumunu, dinozorların nasıl yok olduğunu, ayın yörüngesinin nasıl değiştiğini, atomların nasıl oluştuğunu isimleri kimyasal ve matematik formülleri çağrıştıran karakterleri ile fantastik bir şekilde öykülemiş.Bunu yaparken Darwin’in evrim teorisi, Kuantum Fiziği, İzafiyet teorisi, mikroskobik ve makroskobik bilgisi ile harmanlaması muhteşem , hayran olmamak mümkün değil.ilk canlı, kurbağagiller, omurgalıların karaya çıkışı, sürüngenler çağı, dinozorlar, jura dönemi, dinozorların beklenmedik sonu ( bir çevre felaketi, ya da iklimin değişmesi, ve ilk insan (kromozom)

Qfyfq öykü anlatıcısı bazen bir nebulada bazen Büyük Patlamadan önce bir nokta üzerinde yaşıyor. Karakterlerin isimlerini tellafuz etmek mümkün değil ama hepsi insani değerler taşıyorlar. Aşık oluyorlar, kıskanıyorlar, hayal ediyorlar, bahse tutuşuyorlar, hidrojen atomları ile oyun oynayıp galaksileri uçurtuyorlar,kovalamaca oynuyorlar. Qfyfq bazen bir dinozor olup , bazen de güneşin ilk doğuşunu yazan biri, bazen kozmik bir parçacık, bazen de aya merdiven dayayıp, aydaki sütü kaşıkla dünyaya gönderen bir çocuk, ama merakını ve gözlemlerini hep bizimle paylaşan biri.

“Alef tüm noktaları içeren tek bir nokta. Sonsuz ve bitimsiz. Herşeyi kapsayan, öncesiz ve sonsuz” “Tek Bir Nokta” öyküsü Alef’e atıflarla dolu. Borges’in Calvino üzerindeki etkisi ve “Big Bang” in o muhteşem açıklanması inanılmaz derecede güzel. S61

“Uzayda Bir İşaret” öyküsü Alef’e atıf yaptığı kadar Marquez’in etkisini taşıyor. Yüzyıllık Yalnızlık’ta “ Hiçbirşeyin henüz adı yoktu “diyordu. S 49,51,53,54

“Suda Yaşayan Amca” ile Darwin’in Evrim teorisi anlatılırken generasyonlar arasındaki çatışmayı da dile getirmiş. Calvino

“Var Mısın bahse” öyküsü evrenin atom çekirdeklerinin ve moleküllerin olşumunu anlatmış.

“Sarmal” öyküsü genetic kodlamanın bir öyküsü..

Calvino öykülerin sonunu mistik bir bakış açısıyla bitirmiş.Eren karadeliği geçen toplantıda TANRI’NIN GÖZÜ olarak tanımlamıştı.

“Ve o gözlerin her birinin dibinde ben oturuyordum, veya bir başka ben, benim görüntülerimden biri o dişinin görüntüsü ile karşılaşıyor. İrislerin yarısıvı küresini, gözbebeklerinin karanlığını, retinaların ayna saraylarını aşarak girilen o öte dünyada, ne kıyısı ne sınırı olan gerçek maddemizde gene onun en sadık görüntüsüne rastlıyor.” S 184

Yunus’un “bir ben var benden içerü” yada TANRI HERŞEYDEDİR sözünü anımsatır.

Nevcihan Oktar