Gabriel Garcia Marquez-Yüzyıllık Yalnızlık

Posted on

Yüzyıllık Yalnızlık büyülü bir gerçeklik tam bir destan tadında .Maconda köyünün öyküsü Kolombiya tarihinin olduğu kadar insanoğlunun da bir hikayesi ironik, traji komik olduğu kadars bir o kadar da realist, fantastik bir hikaye .Kritiklerin Cervantes ve Homeros tadında buldukları romanı soluksuz okudum Tek kelime ile muhteşem bir efsane …

Bugün insanlığın ortak kültür miraslarından en önemlisi yaradılış destanları… “Evren”in yaradılışı ile başlayıp insanoğlunun yaradılışına ve oradan da anlatılan güne kadar gelen bir öykü kökene uzanma kaygısı değil mi? Kökenlerden şimdiki zamana kadar gelen bu zaman ve mekan yolculukları aslında toplumun o güne dek sözlü geleneklerinin tüm imgelem dünyasının da kayda geçirilişi değil midir?

Kitap belleği zayıf, çabuk unutan insanoğlunun dünden bugüne uzanışının tarihi…Ritüellerin ,mitosun,geleneklerin, kökenlerle,yaradılışın iç içe geçtiği bir “düşler zamanı”..Bu düş öyle bir düş ki gerçek dışı hiçbir şey yok.

Marquez kitabın sonunda her şeyin büyük bir kaos ile ortadan silindiği bir an olarak betimliyor. Acaba insanoğlu yok olmada soruların yanıtını çözebilecek mi? Çünkü “aynalar kentinin rüzgarla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceği yazıyordu. Yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olamazdı.”

Nevcihan Oktar


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir