Klingsor’un İzinde

Posted on

 

135066

Demokrasiye dayanarak demokrasi tahrip edildi . İnsan haklari ayaklar atina alindi, demokrasi ve cogunluk iktidarinın her istedigini yapabilecegi soylemine dayanarak milyonlarca kisi esir kaplarinda, gaz odalarinda yasamlarini yitirdi.Ozellikle Almanya ve Italya deneyleri II. Dunya savasi sonrasinda Avrupa’da yeni anayasalaın yapılmasina neden oldu. Bu anayasalarda iki temel kural yer aldi. Birincisim demokrasinin kendini savunma hakki, ikincisi ise siyasal iktidarin gucunun sinirlandırılarak hukukun ustunlugu ve hukuk devlet ilkesinin kabuludur.

Eger bu iki ilke hice sayilirsa is “Parlamenter Diktatorluge” doner Ayni bugun oldugu gibi) Egemenlik hakkının sadece meclisin olduguna inanan bugunku iktidarin soylemi II. Dunya Savasi oncesi soylemi ile birebir ortusuyor. Kitabi okurken bugun yasadıgimiz YOK yasasi ile II. Dunya savasi oncesi yasanilanlara inanilmaz derecede benzemesi beni dehsete ve umutsuzluga dusurdu. % 25 oy orani ile meclis cogunlugunun 2/3 sini alan iktidar egemenlik hakkinin kendilerinde oldugunu, mutlak iradenin kendilerini oldugunu ifade etmeleri tuylerimi diken diken etti.


Bekleyiş – Ha Jin

Posted on

 

hajin

 

Çin’de Mao “Kültür Devrimi” nin insan kişiliğini yokeden acımasız baskısı… Buna rağmen Konfiçyüs öğretisi ile yoğrulmuş ve bireyin haklarından daha çok toplumda uyumun ön plana çıktığı bu toplumda yumuşak başlı, boyun eğen insanlar arasındaki şiir gibi bağlar.

 

Askeri doktor olan Çinli Lin Kong, yaşlı anne babasının ısrarıyla, iyi huylu ama basit bir kız olan Shuyu ile evlenir. Ancak karısıyla hiçbir şeyi paylaşamaz. Lin başka bir şehirdeki askeri hastaneye tayin olunca, evinden ayrılır ve yasalar gereği işinden çok zor ayrılabildiği için ailesini yılda sadece on gün ziyaret edebilir. Genç adam işi ve kitaplarıyla doldurduğu hayatından şikayetçi değildir. Ancak hemşire Manna’ya aşık olunca karısından ayrılıp onunla evlenmek ister. İşte o zaman Bekleyiş başlar. Karısını boşanmaya razı etmek için köyüne gider, ama Shuyu yılda yalnızca on gün görebildiği kocasından vazgeçmek istemez. ve Lin ile Manna 18 yıl boyunca, Shuyu’nun rızasını beklerler.

 

Shuyu geleneksel Çinli kadının özelliklerine sahip. Ayaklarının bağlı olması, kendini eşine kölecesine adaması, okuyup-yazamaması, seks açısından isteksiz olması… Köyde yaşam tekdüze ve sade.

 

Manna ise tam tersine eğitimli, istekli, duyarlı, güzel, devrimci, modern Çinli kızı simgeliyor. Manna hastanede üniforma giyer, Mao düğmeleri kolleksiyonu yapar, ama günlük hayatında Nike giyip, Mc Donald‘s da yemek yer.

 

Lin ise iki uç arasında çaresiz kalan, batı kültürüne aşina aydının simgesidir. Lin’in eğilimleri de Çin’deki geleneksel kültür ile modern kültür arasındaki ikilemi dile getiriyor.

 

Ha Jin’in şiirsel bir yalınlıkla aktardığı Bekleyiş’te Çin kültürünün zenginliğini yakından tanıdık, Komünizmin insanların gündelik yaşamlarının her anını kontrol altında tutan yasaları ve kurallara boyun eğen yumuşak, kaderci Çin insanı. Çin’de doktorların üçünün bir odayı paylaştıkları, banyoyu ortak kullandıkları, hastanenin kuralına göre bir erkekle bir kadının, eğer nişanlı veye evli değillerse, kampusun dışında birlikte yürümelerinin yasaklanması, Lin ve Manna ‘nın bu kadar senedir birliktelikleri sonunda sadece bir kez bir restoranda yemek yemeleri gibi.. Bürokratlar karikatürize edilmiş, kimi yerde kendileriyle alay ediyorlar. Karakterler yasalardan korkuyorlar ama asıl korktukları aileleri, sevgilileri ve kendileriyle konuşan bilinçleri..Kitabın kötü adamı Geng Yang güçlenen ve başarıya ulaşan kapitalisti simgeliyor.

 

Yazar mutluluğu rahatlık, huzur ve gelenekler olarak görüyor.( S351) “Aşk ve huzur arasından birisini seçmesini söyleseler sonuncusunu seçerdim” Burada insanoğlunun iki yüzünü görüyoruz. Sempati ile bencillik. Lin kitabın sonunda da kitabın başındaki kadar tatminsizlik içinde. (S 342)

 

Bir kadını hiçbir zaman tüm kalbiyle sevmediğini, hep sevilenin kendi olduğunu itiraf ediyor. Kaçıp gidebilecek kadar da cesur değil, geleneklerle sımsıkı bağlı. Bencil seçimleri ile süregelen duygusallığın içine batmış durumda olan Lin’e ancak acıyoruz. Çünkü yeni bir “Bekleyiş” içinde (S 358) “ona beni beklememesini söyle. Ben Beklemeye değecek bir adam değilim.” “ Kendine bu kadar katı davranma baba. Biz seni hep bekleyeceğiz.”